2 Şubat 2016 Salı

Merhaba

 Öncelikle bu blogu açmamın nedeni reklam amacı ile veya ismi kötüye kullanma gibi bir şey değil sadece dikkat çekmek amaçlıdır herhangi bir kuruluşu ve yahut firmayı temsil etmemektedir.
 İngilizce bilmeyen bir türk burada ne işim var diyebilir bende ingilizce bilmiyorum o zaman benim burada işim ne ?
 İngilizce 'Vine' Türkçe'de 'Asma' anlamına gelmektedir bende bunu bağdaştırarak bir blog oluşturmaya karar verdim vine amaç değil araç oldu benim için :) eğer başka bir isim ile açmış olsaydım ziyaretçi sayısı yerlerdeydi kim bilir :) kendime bu kadar güvendiğime bakmayın bir şey olacağından değil ama insan bekliyor işte şarap hayatımda bir kere içmişimdir ama üzümü çok yemişimdir o yüzden üzümü sormak için önce bağını yemek lazım diye düşünüyorum sıkıntı burada zaten ingilizce bilmeyen birinin vine'ın sadece bir uygulamadan ibaret olacağını bilmesi içler acısı gerçekten buraya gelen Amerikalı da küfürü basıp gidecektir onuda biliyorum yapacak bir şey yok en iyisi yalnızlık yalnız ben buraya yazarken türk dil kurumuna girerek çoğu şeyi kontrol ediyorum acaba ben ne seviyede türkçe biliyorum orası da muamma onu bunu boşveri gelin şarap işine girelim bak okulu da varmış gidelim okuyalım 
http://www.derszamani.net/sarap-uretim-teknolojisi-bolumu-taban-puanlari.html 
ben bunu gördüm göreli aklımdan çıkmıyor ne okusam ne okusam diye düşünürken aklıma hep bu geliyor gülme krizi geliyor asasdqweda bundan haberi olmayan kalmasın :) ben ayrıca böyle gündemde olmayan konuları da çok severim ve ilgi duyarım varsa benim gibi blogumu takip etsin şimdilik bu kadar şarap ile yıkanmış marlboromu içmeliyim yazar olmak sıktı ilerideki gelişmeler için esenle kalın sevgili dostlarım. 

Şarabın Tarihçesi

Nuh Peygamber, tufandan sonra hayvanları ile Ağrı Dağı eteklerinde yaşamaya başlar. Karınlarını doyurmak üzere civarda dolaşan hayvanlardan keçinin bir gün olağanüstü neşeli döndüğünü görür. Bu hal günlerce devam edince Nuh Peygamber keçisinin peşinden giderek, bu durumun yediği bir meyveden kaynaklandığını keşfeder. Kendisi de bu meyveyi çok beğenir ve hayatı pespembe gösteren üzüm suyunun müptelası olur.
Nuh Peygamber’i mutlu gören şeytan, onun neşesini kıskanarak, alevli nefesi ile asmaları kurutur. Nuh Peygamber üzüntüsünden yataklara düşünse, efsane bu ya, şeytan insafa gelip, bu meyveyi yeniden canlandırmak için ne yapılması gerektiğini söyler. Eğer meyvenin kökü açılır ve hayvanlardan yedi tanesinin kanı ile sulanırsa, asma canlanacaktır. Aslan,kaplan,köpek,ayı,horoz,saksağan ve tilkiden oluşan kurbanlar seçilip,üzüm kanları ile sulanır ve bir yıl sonra bitki tekrar canlanır, yaprak ve meyve vermeye başlar.
Şarapla sarhoş olan kimselerin davranışları incelendiğinde, bu yedi hayvanın karakterini taşıyan haller görülür. Kah aslan gibi cesur, kah kaplan gibi yırtıcı, ayı gibi kuvvetli, köpek kadar kavgacı, horoz gibi gürültücü, tilki gibi kurnaz, saksağan gibi geveze olurlar.
İran efsaneleri ise üzüm ve şarabın keşfedilmesini başka şekilde anlatır: Şarabın ilk defa Pişdadiyan Sülalesi’nin ünlü hükümdarı Cemşit zamanında üretildiği söylenir. Cemşit ,bol bol asma diktirerek, meyvelerin halka dağıtılmasını emreder. Mahsul çok bol olunca, kışa saklamak üzere kaplarda muhafaza edilen üzümler, değişik bir lezzet alır, üstelik şırası da acımtıraktır. Bu suyu zehirli sanıp içmezler.rivayete göre, Cemşit’in en gözde ve güzel cariyesi şiddetli baş ağrısından dolayı canından bezmiştir. Ölüp kurtulmak için bu kaplardaki zehirli sudan içip, hayatına son vermek ister. Fakat içtiği zehir, onu öldüreceğine diriltir, üstelik neşe içinde derin bir uykuya dalar. Uyandığında baş ağrısı kalmamış, vücudu ve ruhu dinlenmiştir. Durumu Cemşit’ e anlatır ve hükümdar ve sevgilisi ömür boyu “Ab-ı Hayat” tan içip, neşeli ve mutlu yaşar.